4 gunde Romantik Yol (Bavyera, Almanya)

Eveeet, birkac aylik moladan sonra seyahate devam. Kenya’dan sonra medeniyetin besigi Avrupa cok iyi geldi 🙂 Rota Almanya, Romantik Yol.

Bavyera bolgesinde, 28 duraktan ve 350 km mesafeden olusan Romantik Yolun hakkini vermek icin sartlariniz elverirse 10 gun bile ayirabilirsiniz; fakat dunya bu kadar buyuk, tatiller o kadar kisitli, TL de her zamankinden degersizken tek bir bolgeye tek seferde 10 gun ayrilmayacagini dusunenler icin 4 gunluk ekspres Romantik Yol onerileri icin dogru yerdesiniz 🙂 Romantik yol bittikten sonra mutlaka ugramaniz gereken bonus destinasyon da yazinin enn sonunda :))

Bu masalsi yolun, bakmalara doyamayacaginiz manzaranin, yol uzerinde her seferinde “Hikayelerde betimlenen koy galiba burasi” diye heyecanla birbirinize gostereceginiz kucuk yerlesim yerlerinin hakkini ne fotograflar verebilir, ne de bu okuyacaginiz kelimeler; ama elimden geldigince paylasayim burada.

Romantik Yol Haritasi

Bizim rotamiz kuzeyden guneye, yani Würzburg’da baslayip Füssen’de bitecek sekilde planlandi. Tam tersini de yapabilirsiniz. Fakat kuzeyden baslamaniz daha iyi, cunku guneyde son duraginiz olan Füssen’e yakin Neuschwanstein satosu ile altin vurus yapip rotayi bitirmeniz, ilk once satodan baslayip sonra hayal kirikligi yasamamaniz icin onemli.

Giris

Birinci gun Frankfurt’a oglene dogru varip kiraladigimiz arabayi teslim aldiktan sonra otele ugrayip esyalarimizi birakip biraz nefeslendik ve hemen arabaya atlayip Heidelberg’e dogru yola ciktik. Frankfurt-Heidelberg arasi yaklasik 100 km, asagi yukari bir saat mesafe. Heidelberg Romantik Yol duragi degil, fakat gorulmesi gereken bir kasaba.

Haydi baslayalim!

1. Gun – Heidelberg

130 binlik nufusuyla bir ogrenci kenti olan Heidelberg Almanya’nin en eski universitesine ev sahipligi yapmasiyla meshur. Bizim Istiklal Caddemiz olarak dusunebileceginiz Hauptstraße, 1.8 km’lik bir yaya yoluna sahip. Uzerinde yuzlerce magaza, onlarca kafe ve dondurmaci, sekerlemeciler, sira sira birahaneler mevcut. Bu caddenin sonu pazaryerine (meydan) aciliyor ve burada meshur Heiliggeistkirche (Kutsal Ruh Kilisesi), ilerisinde de Heidelberg Stadi var. Hauptstrasste’nin paraleli Neckar nehri. Meydanda Herkül heykelinin fotosunu cektikten sonra asagi yola indiginizde nehir kenarina variyorsunuz; burada eski kopruden (Alte Brücke) karsiya yuruyup nehrin diger kiyisinin keyfini cikarabilirsiniz. Ask Tasinda askinizi kilitleyip anahtari suya atabilir, Philosopher Walk‘ta tepelere tirmanip manzaraya doyabilirsiniz. Bizim sabah 4’te kalkan yorgun bedenlerimiz artik sarhosluk mertebesine ulastigi icin nehir kiyisinda fazla vakit gecirmedik ve aksam 7’de Heidelberg’den Frankfurt’a otele donus yoluna gectik.

Heidelberg’de ne yenir ne icilir – 3 oneri:

1- Strohauer’s Café

Hauptstraße’ten meydana dogru yururken solda kalan bu kafe, dev agaclarin golgesinde bir cay bahcesi gorunumunde. Yol uzerinde farkedemeyebilirsiniz cunku seyyar sekerlemeciler ve ufak bir atlikarincanin arkasina saklanmis girisi. Heidelberg’de hem turistlerin hem de yerlilerin bulusma noktasi olan Strohauer’s 5 nesildir tatlicilik alaninda faaliyet gosteren, parkeleri Ludwigsburg kalesinden getirilmis, tezgahi 1890’lardan kalma bir sekerlemeciden alinmis bir mekan. Dedigim gibi disaridan kolayca gorunmuyor ama caddede gezinirken arayip bulun derim, cunku guzel esintide cok lezzetli seyler yiyeceksiniz 🙂

Ozellikle 1962’de yaratilan ve unu gunumuze kadar ulasan portakalli, sarapli Viktoria Cake’i kesin deneyin. Ben gittigimde Viktoria Cake kalmamisti ancak su fotosunu gordugunuz blackforest cake bile a-acayip guzeldi.

Keklerin yanisira salata, schnitzel gibi diger yiyecekleri de muthis ve en guzeli de, kendi yaptiklari Viktoria Birasi enfes!

Bira demisken, Weisser Schwan bira muzesine de muhakkak ugrayin derim.

2- Kuyruklu dondurmaci

Elbette boyle bir isim yok; Hauptstrasse’de bulunan onlarca dondurmaci arasindan secim yapmak icin onerim, nerenin kuyrugu uzunsa oraya girmeniz; cunku bu kadar insan yaniliyor olamaz 🙂 Kuyruklu dondurmaci ismi buradan geliyor ve bu yuzden bizim icin en iyi dondurmaci gezinin tamaminda her noktada bu isimle arandi, bulundu ve afiyetle denendi 🙂

3-Zeki’s Unicafe

Yurtdisinda ille de Turk mekani bulma hevesim yok fakat donus yolundan once su almak icin gozumuze kestirdigimiz bakkal, ismi Zeki’s Unicafe olan bir cafe cikmasin mi? Hem de onca yorgunlugun -bitkinlik desek daha dogru- uzerine caydanligi gorunce Allaah bizde yorgunluk morgunluk kalmadi. Zeki’nin yeri universite muzesinin hemen karsisinda. Yorgunluk atmak icin daha guzel bir yer olamazdi 🙂

Cayla calisiyoruz. Yakit ikmali yapiyoruz 🙂

Frankfurt

Buraya kadar gelmisken Frankfurt merkeze ugramamis olmayalim dedigimiz icin yorgunluktan bitap dusmemize ragmen otele ugrayip uzerimizi degistirip merkeze attik kendimizi (Tabii cok temkinli ve keyif duskunu oldugumuz icin once odamizda cay ve kendimiz yaptigimiz sandviclerimizi hupletip enerji topladik). Taksiye atlayip direkt Alter Oper’e, yani opera binasina gittik. Muhtesem isiklandirmasiyla opera binasi gercekten cok gorkemli. Oradan Zeil caddesine yuruyup, Romerberg meydanina devam ettik. Romerberg meydani, Orta Cag’dan kalmis ve dunya mirasi olarak korunmaya alinmis bir yer. Burayi da soyle bir gordukten sonra donus yolunda gordugumuz bir pub’a oturup guzel hava esliginde gecenin tadini cikardik.

Alter Oper (Opera Binasi)

Ilk gunumuz yorucu ama uzuuuun ve sahane gecti. Baygin gibi uyuduktan sonra ertesi gun 100% sarj olmus vaziyette uyandik veee Romantik Yol’a haziriz! Bu gunun sonunda konaklamamiz Rothenburg ob der Tauber’de olacak; oraya varana kadar yol uzerinde 3 noktaya ugrayacagiz; durak cok, saatler kisitli, haydi teker doner!

2. Gun

Würzburg

Romantik yolun Kuzey baslangicli ilk duragi olan Würzburg, 126 binlik nufusuyla yolun en kalabalik kenti. Burasi saraplariyla meshur, zaten tas kopruden manzaraya baktiginizda uzum baglari hosgeldiniz diyor size. Würzburg’da yapilacak en guzel sey gezmeye Marienberg Kalesi’nden (Festung Marienberg) baslamak. 1200’lerde Marienberg tepesinde piskoposlar icin yapilan bu yer aslinda oldukca kucukmus; 1650’lerde buyutulerek muhtesem bir Ronesans sarayi haline getirilmis, 1740’larda ise sadece askeri amacla kullanilan bu kale 1938’de muze olarak hizmete sunulmus; fakat 1945’te Ikinci Dunya Savasi sirasinda neredeyse tamamen yanan kalenin aslina uygun onarimi 1990’da tamamlanmis.

Kaleyi gezip ayaklarinizin altindaki muazzam vadinin en guzel fotograflarini cektikten sonra asagi yuruyup tas kopruyu (Main Brucke) yuruyerek gecin, zaten buradaki sarap evlerinden birer kadeh sarap alip sokakta bos buldugunuz yere oturup dinlenme molasi vermezseniz Würzburg’u yasamis sayilmazsiniz 🙂 (Unutmadan, disari cikardiginiz kadeh basina 5 euro depozito veriyorsunuz. Kadehi dukkana iade ederken paranizi geri aliyorsunuz. Kirmak, eve goturmek yok:)) Neyse, kopruden sonra bu bolgede her yerlesim yerinde ayni yapiya sahip olan merkeze ulasiyorsunuz. Bu yapi, Rathaus denen belediye binasi, Marktplatz (marketplace = pazaryeri) denen meydan ve elbette Katedral.

Yola devam ettiginizde varacaginiz Residenzplatz’da Balthasar’in eserlerinden Würzburg Residence & Court Gardens’a varacaksiniz. Binanin tarihi icin Google’da arastirma isini size birakiyorum zira daha yazacagim cok yer var. Bahcede bakimli agaclarin, serin golgelerin keyfini cikarip dinlenip bir de Museum am Dom’u gezdikten sonra, Würzburg’dan ayrilip bir sonraki duraga varmak icin arabaya donebilirsiniz.

Mini Durak: Giebelstatd ve daha niceleri

Romantik yolun bir kasabasindan digerine gecerken dikkatinizi muhakkak cekecek uc seyin birincisi sonsuz yesil manzara, ikincisi yolun hemen kiyisinda kivrila kivrila devam eden bisiklet yolu (biz yapamadik ama benim icin lutfen bir bisiklet gezisi hatirasi birakin tatilinize. Bisiklet yollari bu kadar mi guzel, doganin kucaginda, bu kadar mi huzurlu olur…) ve ucuncusu ise sizi yoldan cikaracak koyler. Biz arabada giderken koye sapan yollara cok heveslendik ve rasgele bir tanesine girdik (Giebelstatd yakinlarinda). Koyde bir evin bahcesinde masa etrafinda oturan 3-4 kisiyi saymazsak tek bir Allah kulu yoktu (muhtemelen Pazar gunu oldugu icin) ama o evler, o dar yollar, kucuk kilise, bakimli bahceler, Alman disiplininin dogayla birlesimi gercekten muhtesem. Rotadan saptigimiz ikinci durak ise yine bilmedigimiz asiri davetkar kivrimli bir yol oldu. Burada alabildigine yesil cayirlarin ortasinda agaclikli bir yesil yolda durup biraz nefeslendik ve yolumuza geri donup devam ettik.

Bad Mergentheim ve Weikershaim

Ikinci ve ucuncu duraklarimiz olan Bad Mergentheim ve Weikershaim’da cok fazla vakit gecirmedik. 23 bin nufusu ve 1926’da Spa kasabasi olarak un salmasiyla bilinen Bad Mergentheim (ki kendisi Baden-Württemberg’in en buyuk spa kasabasi olur) ayni zamanda, 12. yyda St. Jean Sovalyelerine ev sahipligi yaptiktan sonra Teuten Sovalyelerinin de 1500’lerden 1800’lere kadar, yani 300 yillik merkez ussu olmasiyla da biliniyor. Burada vakit ayirip Deutschordensmuseum’u (muze) gezerseniz Teuten sovalyeleriyle ve tarihi ile ilgili tum bilgileri edinebilirsiniz.

Weikersheim da Bad Mergentheim’in 9 km dogusunda konuslanmis, Tauber Nehri uzerinde yer alan bir kasaba. Burada da Schloss Weikersheim, yani meshur kaleyi (Weikersheim Sarayi olarak da geciyor) gorebilirsiniz. Sarayin barok bahcesinde 16 adet cuce heykeli, herhangi bir bahce cucesi sus objesi degil, saray personelinin ta kendisi 🙂

Haydi bakalim, yolcu yolunda gerek. Rothenburg ob der Tauber bizi bekler.

Bonus mola: Rothenburg’a girerken suyun hemen kenarinda, devasa agaclarin altinda canli muzik dinlerken biranizi icebileceginiz muthis bir yer var. Insanlar sandalyeleri suya indirmis keyifle oturur, tek kisilik dev kadro harika parcalar calarken, kocaman agacin dalina kurulmus salincakta keyifle sallanip iceceginizi yudumlayabilirsiniz. Bizim cay bahceleri tadinda bir yer, fakat cekirdek ve okey yok 🙂

3. Gun

Rothenburg ob der Tauber

Veeee iste Romantik Yol’un benim ve daha nice geziciler icin en guzel noktasindayiz! Ikinci gunun aksaminda vardigimiz Rothenburg o.d.T’yi, havanin gec kararmasi sayesinde gunduz gozuyle gorebiliyoruz, gezmekten ve acliktan yorulunca bir Italyan restoraninda guzel bir yemek yedikten sonra yine geze geze otelimize donduk; sabahi iple cekiyoruz cunku gezilecek cok dukkan, biriktirilecek cok ani (ve ani objeleri) var 🙂

Rothenburg ob der Tauber, 10. yydan beri var olan, Romantik Yol’un en eski ve tarihsel yerlerinden biri olan muhtesem bir ortacag kenti. Ilerleyen yuzyillarda genisletilip guclendirilse de savaslardan ve antlasmalardan, meydanda idamlardan bolca nasibini almis tarih boyunca. “Tarihi dokusunu bir kenara birakalim da sehrin keyfine varalim” derseniz dik catili, panjurlu pencereli, rengarenk, mutlu keyifli huzurlu eglenceli sira sira evler, oteller, kafeler, turlu turlu hediyeliklerle bezenmis vitrinler, agiz sulandiran kokulari ve sicak dekorasyonlari ile Bäckerei’ler (bakery = firin) ve alabildigine yesil vadiler, ufukta beliren ortacag yapilari ile Romantik Yol’un en huzurlu, en keyifli, en pitoresk sehri burasi!

Burada bence en cok gezilmesi gereken yerler iskence muzesi, oyuncak muzesi ve Käthe Wohlfahrt Christmas (Noel) muzesi. Iskence muzesi oldukca ilginc: 4 katli bu yapida cadilikla itham edilen insanlarin itirafnamelerinden, cok konusan kadinlara nasil utanc maskeleri takildigina, iskence aletlerinin gosteriminden okulda ogrencilere verilen cezalarin maketlerine kadar envai cesit alet edevat ve dokuman mevcut. Burada rahat 45-60 dk gecirilebilir ama sadece yarim saatlik bir tur da yeterli olacaktir.

Bunun disinda asagida gordugunuz fotograf Rothenburg’un meshuuur kartpostal gorunumu! Biz yapmadik, ama geceleri Night Watchman (gece nobetcisi) turuna katilabilirsiniz. 500 yil once karanlik basinca sehir kapilarini kapatip gece boyu devriye gezerek sehri koruyan nobetciler gunumuzde fenerleri ve ortacag kiyafetleri ile turistlere sehri gezdirip Rothenburg hikayeleri anlatiyorlar.

Ne yenir ne icilir?

Burada Schneeballen adi verilen kuru biskuvi toplari var, o cok meshur bir tatli; serit serit biskuvileri yagda kizartip cift basli kepceyle top top aliyorlar, uzerine pudra sekerini basip servis ediyorlar (orijinali pudra sekerli ama cikolata soslu ve karamelli gibi secenekleri de mevcut). Bence o enfes Alman tatlilarindan sonra Schneeballen’in hicbir ozelligi yok, ama alin bir top, yol arkadaslarinizla paylasin, denemis olursunuz en azindan. Zuckerbäckerei, yaninda kahve ile denemek icin guzel bir adres olabilir.

Hashtag no filter 🙂

Aksam yemegi icin biz Eiscafé-Pizzeria Italia’ya gittik, risottosu degil ama pizza ve makarnalari guzeldi.

Canim Rothenburg ob der Tauber!

Gunduz kahve molasi icin de hemen Marktplatz’da saat kulesinin yakininda Rattstube’yi oneririm.

Dinkelsbühl

Rothenburg’dan istemeye istemeye ayrildik, hatira olarak 500’luk yapbozunu aldim, onu bitirince evin en guzel yerine asacagim 🙂 Onun disinda elbette ki diger dukkanlardan, Christmas muzesinden de cok hos objeler aldik; hepsi guzel anilarimizi cagristiracak evlerimizdeki yerlerini aldiginda.

Käthe Wohlfahrt Christmas Muzesi

Gelelim Dinkelsbühl’e. Burasi yine dik catili, panjurlu, renkli sira sira evleriyle fotograflik karelere ev sahipligi yapan bir ortacag kenti. Burada Altstadt (Old Town), St.-Georgs-Kirche, Weinmarkt, Deutsches Haus, Stadtpark, Rothenberger Tor ve Haus der Geschichte’yi gezip gorebilirsiniz.

Nördlingen

Bavyera’nin Donau-Ries bolgesinde bulunan 19 bin nufuslu bu kent, yine Rothenburg gibi masalsi. Willy Wonka ve Charlie’nin Cikolata Fabrikasi gibi filmlerde arkaplan olarak kullanilmasi bu yuzden. 25 km capinda bir krater cukurunun icinde yer almasi ve Rothenburg‘dan daha az turistik olmasi ile de diger kentlerden ayriliyor.

https://www.amusingplanet.com/2008/08/nordlingen-town-inside-meteorite-crater.html?m=1

Nördlingen’de beni en cok etkileyen sey su asagida fotografini gordugunuz romantik manzara oldu. Sakince iki yakayi birbirine baglayan bir irmak, iki yemyesil kiyi, uzaklarinda artik gormeye alistigimiz guzellikteki su evler…

Bunun disinda “Manzara manzara nereye kadar, tarihi nesi var?” diyecek olursaniz da 1499’da insa edilen St. Georgskirche Kilisesi‘ni onerebilirim. Bu, Almanya’nin en buyuk kiliselerinden biri; isterseniz tepesine cikip 90 metreden manzaranin tadini cikarabilirsiniz (yine manzara :)). Bunun disinda Rieskrater Museum, Bayerisches Eisenbahn Museum ziyaretlerinde bulunabilirsiniz. Son olarak, cevresi 2.6 km olan sehir duvarlari boyunca dolasip tamamen korunmus eski evleri gorebilirsiniz.

Nördlingen bu kadar, hadi sirada Augsburg var.

Augsburg

Ucuncu gunun sonunda konaklayacagimiz yer iste burasi. Acikca soylemek gerekirse ve bu gezide esas hedef guzelliklerden etkilenmekse, gittigimiz yerler icinde bizi en az etkileyen yer Augsburg oldu. Sehir guzel olmadigindan degil, biz kucuk masalsi kentlere kasabalara alistigimiz icin ve burasi bizi buyuk, sessiz ve gri bir sehir olarak karsiladigi icin. Yine de konaklama merkezi olarak daha sevimli, daha renkli baska bir kent secmenizi oneririm. (Konaklamak icin kalbimin kaldigi yeri yazinin ilerleyen satirlarinda “Bonus” basligi altinda bulacaksiniz). Neyse, Augsburg diyorduk. Burasi M.Ö 15. yy’da kurulmus, Almanya’nin en eski kentlerinden biri. Yeni Cag’da bankaci Fuggler ve Welser aileleri ile altin cagini yasamis bu kent, bu donemdeki zenginlik sayesinde Alplerin kuzeyinde belediye binasi ve Fugger’lerin yaptiklari evler olan ilk Ronesans binalarina kavusmus.

Mozart’in yasadigi kent olarak da bilinen Augsburg’da ilk gideceginiz yer Maximilianstraße (Maximilian Caddesi). Sonra az once bahsettigim Fuggerei’ye gidilmeli. Dunyanin en eski sosyal konut projesi olarak da kabul edilen bu yapi, 8 cadde, 52 bina, meydanlar ve bir kiliseden olusuyor. Burada yasam hala var, ve hala 500 yil onceki gibi kapilar aksam 10’da kapaniyor, ve burada kalmak icin Katolik olmaniz ve Fugger’lerin ruhuna dua etmeniz gerekiyor. Buranin yillik kirasi 1 Euro’dan az; gidip gormek isterseniz de bundan az biraz fazla ucret odeyip girebiliyorsunuz. Giris katlari muze olarak faaliyet gosteriyor.

https://www.amusingplanet.com/2018/07/the-fuggerei-worlds-oldest-housing.html?m=1

Belediye binasi da gormeye deger yerler arasinda. 1600’lerin basinda insa edilmis bu yapi, olanca ihtisami ile Ronesans doneminin zenginligini gozler onune seriyor.

Bunun disinda gorebileceginiz yerler Schaezlerpalais, Augsburg Katedrali, ve saat kulesi (meydan-kale-katedral-kule; bunlar zaten zorunlu dortlu).

“Tamam, gezdik gorduk de nerede ne yiyecegiz?” diye soranlara cevabim: Hasen-Braü John Benton. Gidiniz ve ete, patates kizartmasina ve biraya doyunuz. Fakat, sunu goz onunde bulundurun ki, calisanlarin Ingilizcesi yok denecek kadar az, en temel seyleri bile anlamiyorlar ve bu durum yorgunluk aclik ve sabirsizliginizin sinsi sinsi kesistigi bir ana denk gelirse siparis vermeye calisirken minik minik ofke anlari yasayabilirsiniz.

Yine unutmayin ki mideniz o guzelim etleri, citir citir patates kizartmalarini hup hup mideye indirdigi zaman ne stres kalacak ne sinir 🙂 Hatta bir kadeh sarabin etkisiyle keyifli kahkahalar atmaya bile baslayabilirsiniz 🙂 Mideniz dolduysa ve uyku bastirdiysa uykunuzun sesini dinlemeyin, gecenin serininde sehri adimlamaya devam, hadi bakalim acin pergelleri!

Iyi geceler… Dorduncu gunun sabahinda Romantik Yol’un kalan noktalarini atlayip Füssen’e direkt devam! (Bonus’a cok az kaldi, okumaya devam)

4. Gun

Füssen

Augsburg’dan dogrudan Füssen’e gidelim demis olsak da yolda sahane Lech nehri manzarali bir cafe bulunca “varis saati yarim saat daha sarksin ne cikar” deyip yoldan saptik. Biz gittigimizde henuz kapali olan mekana calisani bizden bir onbes dk sonra vardi ve eliyle “5 dk” isareti yapip disarida bizi beklemeye aldi. Biz de beklerken ortamin etinden sutunden faydalandik ve duvarlari kaplayan sarmasiklarin, panjurlu pencerelerin onune koyulmus kirmizi kirmizi ciceklerle kontrast yarattigi bembeyaz evin oyuncaksi guzelliginde (izninizle bu betimlememe “oha” demek istiyorum) bir suru fotograf cektik.

Manzara sahane ama panoramik cekim pek iyi olmamis

Nihayet bizi almaya hazir oldugunda cok sirin bir bahceyle karsilastik. Doyumsuz kivrimlariyla sonsuza uzanan Lech nehri manzarasi gercekten gorulmeye degerdi, kahve sunumu da cok sekerdi; ama dikkat edin kahve istediginizde aslinda 2 kisilik geliyor dolayisiyla istediginizin 2 kati kadar kahveye beklediginizin 2 kati kadar eurocuk odemeniz gerekebilir. Siz siz olun, bu mekanda kahveyi paylasin. Mekanin ismi: Lechblick Restaurant Cafe (Denklingen’de).

Kahveyi paylasin demis miydim?

Neuschwanstein Satosu

Vee sonunda Neuschwanstein Satosu! Disney Uyuyan Guzel Satosunun gercegi, esin kaynagi! Romantik yolun resmen bitmek uzere oldugunun isaretcisi olan bu satonun da olayi, Bavyera Krali 2. Ludwig’in (Mad King = Cilgin Kral), babasi 2. Maximilian‘in sahibi oldugu, kendisinin de cocuklugunun gectigi Hohenschwangau satosundan daha buyuk, daha guzel ve daha yasanasi bir sato (tam komsu tepe) yaptirmak istemesi.

Hohenschwangau

Gercek olduguna inanilan sebep ise politik. 1866’da Avusturya ile hareket eden Bavyera, genisleyen Prusya’ya karsi bir savas kaybeder. Savas sonucu yapilan antlasma geregince savas durumunda ordu kurma hakki elinden alinir ve bu da artik kral olarak hukumdarliginin kalmadigi anlamina gelir (https://www.neuschwanstein.de/englisch/idea/index.htm). Bu yuzden 1867’de kendi kralligini olusturmak uzere kendi kalesini ve sarayini planlamaya baslar. 3 yil icinde bitmesini istedigi satonun bu zaman cizelgesine uymak icin gunde 300 iscinin gece ve gunduz calistigi soyleniyor. Kral Ludwig maalesef bu satoda yalnizca 6 ay kadar yasayabiliyor. Satonun maliyeti bekleneni kat kat asiyor ancak cilgin kral bana misin demiyor ve insaati durdurmuyor. Alacaklilar satoyu alirsa intihar edecegini soyluyor, kendi hazinesine ek olarak surekli yeni kredi kaynaklari buluyor, kabineden talep ettigi kredi reddediliyor, ve sonunda Bavyera hukumeti Ludwig’i tahttan indirmeye karar veriyor. Aciz Ludwig, kendisini indirmeye gelen ilk komisyona karsi geliyor fakat ertesi gun Bernard von Gudden liderliginde gelen yeni komisyona karsi koyamiyor ve satodan ayrilmak zorunda kaliyor. Bundan birkac gun sonra von Gudden ve Ludwig esrarengiz bir sekilde hayata veda ediyorlar.

Iste bu hikayenin bas kahramani Neuschwanstein Satosuna ister yuruyerek, ister at arabasi ile cikabilirsiniz. Her kosulda en az 2-3 saat harcamaniz gerekir. Isterseniz Maximilian’in satosu olan Hohenschwangau ile kombo da yapabilirsiniz.

Biz yolda gelirken iki dik yamac arasina kurulmus ince bir kopru ve uzerinde insanlar gorduk, bu kopru gercekten nefes kesici yukseklikte ve tehlikede gorunuyordu fakat ne koprusu oldugunu bilemedim. Tesaduf eseri az once bunun Pöllat gecidi ve koprunun adinin da Marienbrücke oldugunu ve ilk olarak 1845 yilinda yapildigini ogrendim. Bu da size ek bilgi.

https://i0.wp.com/www.travelsignposts.com/Germany/files/2010/11/Marienbrucke_AJP_3491.jpg

Eveet, satolar da tamamsa simdi sira Füssen’de.

Füssen

Romantik yolu bitirdigimizin resmi olan Füssen’de gorulecek iki yer olan Neuschwanstein ve Hohenschwangau satolarini zaten bitirdik, sonrasinda da merkeze gidip biraz yuruyup alisveris yaptik ve serin golgesi olan bir kafe bulup orada dinlendik. Füssen’in nufusu yaklasik 15-16 bin civari. Keman yapimiyla unlu bu kentte Altstadt’i gezin, St.Mang bazilikasini ve Hohes Schloss’u (kale) gorun derim.

Ve iste 4 gun once kuzeyden basladigimiz Romantik Yol macerasinin sonuna geldik. Fakaaat, son konaklama noktamiz olarak ayarladigimiz Munih’e gitmeden evvel, daha once planda olmayan ve o gune kadar sadece bir iki blogda tesadufen karsimiza cikan bir yer ilgimizi cekti ve hadi oraya da ugrayalim dedik. Iyi ki, iyi ki demisiz. Buyrun efendim, bonusunuz!

Bonus ziyaret noktasi: Garmisch-Partenkirchen!

Garmish-Partenkirchen’e gitmek icin Munih yolunu uzattik ve yol uzerinde bir noktada gecmemiz gereken yolun kapali oldugunu ogrendik. Saat 16’ya geliyordu; halbuki yol 17’de acilacakti, o yuzden bir saatten fazla beklemek istemedik ve gerisin geri donduk direkt Munih’e gitmek icin; fakat navigasyon inatla o dondugumuz rotayi gosterince benzin istasyonunda depoyu doldururken ogrendik ki, zaten Munih’e varmak icin de en kestirme yol o yolmus. Yakinlarda Golf Club bulup orada biraz oyalandiktan sonra saat 17’de acilan yola donduk ve “bu kadar bekledikten sonra gitmemezlik olmaz” diyerek Garmisch’e ugramaya yeniden karar verdik. Iyi ki de gitmisiz nazli guzel Garmisch’e!

Alplerin eteginde, hemen Avusturya sinirinda bulunan bu kayak kenti, 1935 yilinda iki kasabasinin birlesmesiyle olusuyor ve Almanya’nin en yuksek zirvezi Zugspitze’nin yakininda bulunuyor. Buraya sadece “Garmisch” demeniz Partenkirchen’lileri uzebilir, o yuzden ismi tam kullanmaniz tavsiye olunur 🙂 Garmisch daha modern, kisimken Partenkirchen daha tarihi, arnavut kaldirimli yer olarak aklimizda kaliyor.

Burasiyla ilgili tarihi bir bilgim yok (bizim 2. Ludwig’in burada bir kalesinin oldugunu biliyorum sadece); ancak guzelliklerle ilgili bilgim, bu sahane kayak merkezinin alcak yapilari, muhtelif resimlerle ve desenlerle bezenmis harika duvarlar, yerel ve global markalarin yer aldigi nezih bir cadde, ve dagdan gelen tatli serin esinti ve elbette ki daglarin manzarasi manzarasi ve manzarasi!

Garmisch-Partenkirchen‘de yurumeye doyum olmaz, caddeyi bir uctan digerine turlasaniz da onunuze hep yeni yollar cikacak ve yurudukce yurumek isteyeceksiniz. Burayi ozellikle kisin hayal etmek hic de zor degil, hele ki Noel’de… Kayak sezonunda gelmis binlerce insan, isil isil magazalar, geceleri bile isiklari sonmeyen susler, lapa lapa yagan kar ve bembeyaz Alpler! Cok gaza geldim, kisin 3 gunlugune de olsa buraya gelip hayal ettiklerimi kendi gozlerimle gormek istiyorum :))

Eger siz de Füssen’den direkt Munih’e gitmeyi dusunenlerdenseniz bu bonustan dolayi beni kutlamalisiniz 🙂 Yoksa bu guzelligin farkinda bile olmadan gecip gidecektiniz 🙂

Eveeeet, uzuuun yazinin sonuna gelmis bulunuyoruz. Bizim seyahatimiz bir gece Munih’te konaklayip ertesi aksam Istanbul’a donecek sekilde planlanmisti, ama onceden Garmisch’in varligindan haberimiz olsaydi mutlaka Augsburg ya da Munih konaklamasi yerine burada konaklardik.

Munih’e ayip olmasin diye son fotoyu da Munih’ten koyup yaziyi bitiriyorum.

Gezmesi 5 gun surdu, yazmasi da ayrica 5 gun surdu, bloguma cok baglandim, noktayi koymak, yaziyi bitirmek hic istemiyorum 🙂

Hoscakal Bavyera, gorusmek uzere Almanya!

4 gunde Romantik Yol (Bavyera, Almanya)” için 2 yorum

  1. Böyle güzel bir rotayı paylaştığınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür, size böyle nice güzel rotalarda tatiller dilerim.

Ayşegül için bir cevap yazın Cevabı iptal et