Duygusal zeka: Buzdağının görünmeyen kısmı

Ben bugün kendi kendime konuşmak istiyorum. Sorular sormak, kendimle hafifçe dalga geçmek, kendimi sorgulamak istiyorum. Aşağıdaki soruları isteyen kendi üzerine alabilir, ama ben kendi kendime konuşuyorum. Dolayısıyla alınmaca darılmaca yok. Duygusal zeka, üzerinde tartışmaların, fikirlerin, araştırmaların ve yeni sonuçların hiç bitmediği bir konu. Hayatla yarışıyor gibi, sürekli kendini yeniliyor ve bir de bakıyorum ki, daha […]

Read More Duygusal zeka: Buzdağının görünmeyen kısmı

Gel, Kal ve Bağlan

Herkese merhaba, Araya uzunca bir süre girdi farkındayım ama bu süre içinde hem yazacak kadar içime sinmeyen birkaç iş dünyası kitabını, hem de Danimarkalı Kız, El Kızı ve Ömer Hayyam Rubailerini okuduğum için size Ekim ayında tek bir kitap sunabiliyorum… Bu yazıma Optimist kitap blog sayfasından da ulaşabilirsiniz. Başlayalım… İşveren markası ve işin perde arkası Şirketlere soruyorlar: […]

Read More Gel, Kal ve Bağlan

İçimi döküyorum, döküyorum, döktüm!

Benim blogum benim kararım 🙂 3 yıldan fazladır bu blogu yazıyorum, blogun amacı kitap tanıtımı, ama sonuçta benim blogum ve istediğim gibi ara sıra başka şeyler de yazıp baharatlar katabilirim değil mi? Daha önce bir seri gezi yazısı yazdım değişiklik olsun diye, işte şimdi de içimi dökeceğim bir kereliğine. Vira bismillah. “Ooh” dedim, “ve bitti!”  […]

Read More İçimi döküyorum, döküyorum, döktüm!

KEYİF A.Ş. – İşyerinde keyif önceliğiniz olabilir mi?

Herkese merhaba! Öncelikle şunu söylemek isterim ki bu yazımı Optimist Kitap için yazdım, eğer Optimist blogu ziyaret etmek isterseniz buradan ulaşabilirsiniz! Buyrun başlayalım: Siz de işyerinize bir tutam keyif getirebilmenin hayalini kuranlardan mısınız? Ne iş yapıyor olursanız olun, daha önce hiç tanışmadığınız bir şirket işleyişiyle tanışmak üzeresiniz; hazır mısınız? Bir otoparkın zemin katında yer alan […]

Read More KEYİF A.Ş. – İşyerinde keyif önceliğiniz olabilir mi?

İş mi Aşk mı?

Hayır, “Hayatınızda hangisi daha önemli yere sahip?” konulu bir yazı değil bu. Konu şu: İşe alım sürecindeki adayların yaşadığı kalp çarpıntılarının, biriyle ilk defa buluşmaya giden bir “aday”ın yaşadıklarına ne kadar benzediği ve bu hissi iş adayına yaşatmanın ne kadar yanlış olduğu. Bir düşünün: Biri var. Sizi bir yerde görüp beğendi, ya da hayalindeki kişinin […]

Read More İş mi Aşk mı?

Hayatın hızını biraz azaltalım mı? Sükunet Sanatı’nın bize vereceği mesajlar var

Tembel bir Cumartesi öğle sonrası…  Arka planda Leonard Cohen usul usul şarkısını söylerken ben de Hiçbir Yer‘e gitmenin sırlarını öğreniyorum. Haftasonlarını seviyorum çünkü kendime zaman ayırıp hem bloglarımı yazabiliyorum, hem de saate bakma kaygısı olmadan vaktimi geçirebiliyorum. Haftaiçi yazı yazacak pek vakit yok: Sabah erken kalk, kahvaltı et, aceleyle işe koştur, akşama kadar türlü e-mailler-acil […]

Read More Hayatın hızını biraz azaltalım mı? Sükunet Sanatı’nın bize vereceği mesajlar var

İlk izlenimlerimiz bizi nasıl etkiliyor?

Kim demiş ilk izlenime aldanmam diye? Bence hepimiz ilk izlenimle oluşturduğumuz yargıları bir güzel kullanıyoruz. Bazen fikrimiz tamamen değişiyor, bazen de ilk izlenimimizle aynı kalıyor ama sonuçta kullanıyoruz işte. Peki bu kötü bir şey mi? Mesela o çantayı, bu ayakkabıyı, şu duvar saatini alıp almama ikilemini ateşleyen şey bu ilk izlenimle edindiğimiz yargılarımız değil mi? […]

Read More İlk izlenimlerimiz bizi nasıl etkiliyor?

Üç Ceket Karar Verme Yöntemi

Evet yine bir karar verme süreci, yine bu sürece denk gelen bir “karar” kitabı… Daha önce karar almak-karar vermek arasındaki farkı anlatan süper bir kitap tanıtmıştım; şimdi ise huzurlarınızda karar verme süreçlerini yöneticilerin perspektifleriyle -pardon, ceketleriyle- gösteren bir kitap var. Kaynak: http://optimistkitap.com Ceket ne alaka?Dediğinizi duydum. En baştan başlayalım: 1985’te Edward De Bono, insanların kavrama […]

Read More Üç Ceket Karar Verme Yöntemi

O kadar da zeki değilsiniz!

Yalnızca siz değil, hepimiz için geçerli. O kadar da zeki değiliz. David McRaney, You are not so smart kitabında bunu anlatıyor. Yaklaşık 40 bölümden oluşan bu kitap, bildiğimizi, anladığımızı sandığımız “şey”lere aslında tam olarak hakim olmadığımızı, çaktırmadan bazı bahanelerin arkasına saklandığımızı anlatıyor. Öyle bir kitap ki, bize “hadi hadiiii” diyor; reklamı bilene “kekimi ye beni […]

Read More O kadar da zeki değilsiniz!

80 yaşında olduğuna bakmayın, bu kitabın bir bildiği var: Dale Carnegie – Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı

Herkese merhaba, Bir süredir yazmıyordum ama kitap okumadığımı düşünmeyin, aksine çok güzel 2 kitap bitirdim ve artık ikisini de teker teker paylaşmanın heyecanı içindeyim. Dale Carnegie – Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme SanatıBu kitabı ilk okuduğumda liseye giden 17 yaşında bir genceciktim, şimdi ise 28 (kimine göre 29 :)) yaşındayım ve 10 yıl sonra bu […]

Read More 80 yaşında olduğuna bakmayın, bu kitabın bir bildiği var: Dale Carnegie – Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı